Yoga

RegianeGorski01452000px.jpg

PATANJALİ'NİN 8 BASAMAKLI YOLU

Patanjali “Yoga Sutra” isimli eserinde Yoga uygulamasını sekiz kollu bir yapısal çerçeveye oturtmuştur. Bu sekiz kolun uygulanması ile açıklıkla, aslen hiçbir basamağın bir diğerinin üzerinde ya da bir diğeri ile hiyerarşik bir yapıda olmadığı görülür.

Yoga uygulaması beden, zihin ve ruh arasında birliğin sağlandığı bir sanat ve bilim olup, amacı nefes ve bedenin kullanımı yoluyla uygulayıcıların, kendilerinin tüm yaratılış ile bir bütün halindeki bireyler olduklarına dair farkındalık kazanma süreçlerine rehberlik yapmaktır.Farklı bir deyişle, yoga barış içinde yaşamak, varoluşla uyum içinde olmak ve iyibir sağlık için denge ve dinginlik kazandırır.


shutterstock199211735.jpg

YOGA KİŞİYE NELER KAZANDIRIR?

yoga2.jpgDers sizi fazla zorlamaz ama tüm vücudunuz çalışır ve iç organlar masaj etkisi alır.

Ders ilerledikçe tekniklerde ilerler, derin öğrencilere göre seviyesini ders aldığınız eğitmen ayarlar.

Ağrılarınız azalır, düzenli uygulama ile ağrılara veda edersiniz. Hormonal sistem düzene girer. Doğru nefes almayı öğrenir, daha sakin olursunuz. Kolay, kolay sinirlenemez, hayata karşı daha anlayışlı olursunuz. Zihin karışıklığınız günden güne azalır, zihninizi bir araç olarak daha etkili kullanmaya başlarsınız.

Aşırı yeme isteği kaybolur, daha sağlıklı şeyler yemek istersiniz. Vücudunuz bir detoks sürecine kendiliğinden girer.

Uyku düzeniniz, yaşamınız daha düzenli hale gelir. Kendinize güveniniz artar, ne istediğinizi daha iyi bilir hale gelirsiniz. Sabahları daha dinç ve mutlu uyanır güne hızlı adapte olursunuz. Günden güne mutluluk ve coşkunuz artar.

ÇAKRA ÇALIŞMALARI

yoga3.jpgSanskritçe olan Çakra sözcüğü "çark veya tekerlek" demektir. Enerji merkezleri olan çakralar enerjisel bedende girdap şeklinde dönerek farklı düzeylere enerji transferi sağlar. Her çakranın yönettiği fiziksel ve enerjisel görevler vardır. Çakraların doğru çalışması bu görevlerin yerine getirilmesinde hayatidir. Bu enerji girdapları tüm insan yapısına nüfuz eden enerji dolaşımını kontrol etmektedir. Her çakra merkezinin karakteristik rengi ve belirli taç yaprağı sayısı olan nilüfer çiçeği şeklinde simgesi vardır. 

Bedenin enerjisel yapısı dikkate alındığında aynı kavramın Türkçe karşılığı olarak Enerji Merkezi tanımlaması doğru bir deyim olarak ön plana çıkar. Dışarıdan alınan ve dışarıya verilen ‘Prana’ enerjisinin bedene giriş ve çıkış kapısı olarak nitelendirilebilecek bu merkezler konik biçimli, hızla dönen girdapsı yapıya sahip olup, bir yönleri ile enerji transformatörleri gibi çalışırlar.

Sağlıklı işleyen bir çakradaki enerjinin dönüşü saat yönündedir. Bu yöndeki dönüş bedene enerji alındığını gösterir, tersi durumda yani çakradaki enerjinin saat yönünün aksine dönmesi halinde bedendeki enerjinin dışarıya verilmesi söz konusudur.

İnsan bedeninde irili ufaklı sayıca pek çok Çakra bulunmakla birlikte, yazı içeriğinde 7 ana Çakra’dan bahis olunacaktır. Her ana çakranın karşılık geldiği bir sinir ağı ve endokrin bezi mevcuttur. Çakralar daha yüksek frekanstaki enerjiyi, fiziksel bedene indirgerken, bedende ilk değişiklik gösteren organlar salgı bezleridir. Tıpta endokrin sistemi olarak bilinen salgı bezleri enerjiyi hormonal etkilere dönüştürürler. Bu yüzden herhangi bir çakrada ortaya çıkan çalışma bozukluğu bulunduğu bölgeye denk gelen endokrin bezi salgılamasında azalma veya çoğalma yoluyla dengesizliğe yol açar.

Bedenin ön kısmında yer alan her bir ana çakranın, bedenin arka bölümünde yer alan bir eşi vardır. Çakraların bedenin ön yüzünde yer alan bölümleri genel olarak kişinin duyguları, arka yüzünde yer alan bölümleri ise kişinin iradesi ile ilişkilendirilir.

Kökleri, kişinin omurgası üzerinde yerleşen ana çakralar, her bir aurik katmana uzanan bir yapı sergiler. Dolayısıyla çakralar kanalıyla bedene alınan enerji, bir katmandan diğerine akar.

Yaşanan tüm deneyimler çakraların çalışma biçimini etkiler. Üzüntü, sıkıntı, gerginlik vb. olumsuz duygular çakralarda tıkanıklıklara yol açar ve ortaya çıkan blokajlar evrenden alınan enerjinin kalitesini azaltarak hastalıkların oluşumuna zemin hazırlar. Aynı şekilde aşırı enerji ile dolarak hiperaktivite kazanmış bir Çakra da sistemin bütünü için sıkıntı yaratarak genel dengeyi bozucu etkiler doğurabilmektedir.

Ana çakraların her biri ayrı bir renk, ses, element, organ ve duyu ile ilişkilendirilir.


ÇAKRA ÇALIŞMALARI NE İŞE YARAR?

Çakralar uygulanan nefes, bioenerji, asana (duruş), meditasyon ve gevşeme teknikleri ile aktifleştirilir.

Her çakra doğal enerjisel titreşimine uyumlanır, birbirleri ile iletişimi sağlıklı hale gelir ve güçlenir.

Her çakra yönelik teknikler farklıdır ve özeldir. Çakra çalışmaları ile çakraların yönettiği organların işlevleri düzene girer.

Bu sadece fiziksel düzeyde değil çakralar aynı zamanda psikolojik sağlığı da yönettiği için aynı zamanda psikolojik düzeyde meydana gelir. Enerjisel bedenimizde 7 ana, 6 ara çakra olmak üzere 13 önemli çakra vardır. 

MESAİ ARASI YOGA SEANSI

Plaza ve alışveriş merkezleri gibi yerlerde çalışan insanlar, sürekli manyetik kirliliğe maruz kalıyor. Güneş ışığından mahrum mekanlarda çalışan insanların bağışıklık sistemi zayıflıyor.

Doğal koşullardan uzak kalan insanlar yoga sayesinde sağlıklı, dingin, huzurlu ve mutlu olabilir. Dünyada “Plaza Sendromu” olarak adlandırılan yeni sağlık sorunu plaza ve alışveriş merkezlerinde çalışan insanların sürekli manyetik kirlilik altında kalmasından kaynaklanıyor.

Bilgisayarların bol olduğu, havalandırma ile çalışılan ortamlarda insanlar çoğu zaman güneş ışığından mahrum tüm gün çalışmak zorunda. Bu olumsuz doğadan uzak koşullara bir de iş stresi ve daha sonra işten çıktıklarında trafik stresi ve egzoz dumanı ekleniyor. Bu doğal olmayan koşullar, insanların enerji alanlarına ve özellikle omurga sağlığına zarar veriyor. Fiziki bedeni çevreleyen enerji alanında yırtıklar oluşuyor ve bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücutta bulunan negatif enerji boşaltılamadığı için insanlar hastalıklara açık hale geliyor. Depresyon ilaçları kullananların sayısı her gün hızla artıyor. Ayrıca sürekli bilgisayar başında oturan insanlarda çok ciddi omurga ve eklem sorunları, fıtıklar oluşuyor.

İnsanların mesai saatleri arasında hayata kısa bir mola verip, kendileri ile baş başa kalmaya ihtiyaçları var. Bu mola sırasında  yapılan yoga seanslarında derin nefesler alıp vererek, etkili nefes teknikleri kullanarak insanların zihinlerinin rahatlamasına, dinginleşmesine, stresten arınmasına yardımcı oluyoruz. Stresten arınmış kişi zor koşullarda dayanıklı olur ve rekabet dolu iş ortamında her zaman doğru kararlar alır. Ayrıca omurgayı rahatlatan ve esneten duruşlar sayesinde sırt ve boyun ağrıları, fıtık oluşumları, skolyoz gibi rahatsızlıklar ortadan kalkar. Seansların sonunda uygulanan 15 dakikalık derin gevşeme tekniği ile bağışıklık sistemi güçlenir. Ve kişiler hastalıklara karşı daha dayanıklı olur, uykusuzluk sorunu çözülerek derin bir dinlenme sağlanır. Doğadan uzak, şehir yaşamının yıpratıcı ortamında yaşamak zorunda kalan kişiler yoga sayesinde sağlıklı, dingin ve huzurlu olabilirler.

60 YAŞ VE ÜSTÜ İÇİN YOGA

Yoga kasların ve organların yaşlanmasını ve sarkmasını frenlemektedir. Bedensel denge ve koordinasyon gelişmekte, beden duruşu düzelmektedir. Solunum ve dolaşım sistemi daha verimli çalışır, kemikler güçlenir, insülin duyarlılığı, boşaltım işlevi ve bağışıklık sistemi düzene girer, sağlıklı lipit ve kolestrol metabolizması oluşur, mevcut kronik rahatsızlıklar giderilir. Yoga duruşlarında kalp yorulmaz, uyumlu bir biçimde uyarılır, canlanır ve yenilenir.

Çeşitli bilimsel araştırmalara göre Yoga duruşlarının doğru ve düzenli uygulanması kemik yoğunluğunu korumakta ve artırmakta, osteoporozu ve kemiklerin kolayca kırılması engellenmektedir.

Günümüzün stresli yaşamı kemik yoğunluğu üzerinde olumsuz etkiler yaratmakta ve osteoporoza neden olmaktadır. Sık sık adrenalin salgılanması kemiklerdeki kalsiyumu tüketmekte ve hormon dengesini bozmaktadır. Yoga teknikleri stresin etkisini azaltmakta, gerekli dengeleri kurmakta ve kemik yoğunluğunu artırmaktadır.

İlerleyen yaşla beraber ortaya çıkan, eklemlerde kireçlenme ve sertleşme, tansiyon dengesizliği, sindirim düzensizliği ve diğer kronik ve yapısal rahatsızlıklarda, Yoga alternatif bir terapi biçimi olarak başarıya ulaşmıştır. Tıp bilim adamlarına göre Yoga, bedenin tüm sistemlerini ve organlarını direkt olarak etkileyen sinir ve endokrin sistemlerinde denge sağladığı için başarılıdır

ANNE BEBEK İÇİN YOGA

Yoga sayesinde anne ve bebek ilişkisi daha dengeli, sağlıklı ve olumlu olmaktadır. Anne ve bebek arasında çok güçlü bağlar vardır ve her yeni annenin yaşayabileceği zihinsel ve sinirsel gerginlikler bebekler tarafından da algılanmaktadır.

Yoga uygulamaları sayesinde anne huzurlu ve mutlu olmakta ve bu durum bebeğe de yansımaktadır.

Anne-bebek arasındaki ilişki pozitifleşmekte ve aynı zamanda bebeğin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal alanları arasında uyum ve denge sağlanmaktadır. Bu da bebeğin ileride sağlıklı, dengeli ve topluma yararlı bir birey olması açısından son derece önemlidir.

Ayrıca annelerin hamilelik sırasında vücutlarında oluşan değişikliklerin, doğum sonrasında eski halini almasında Yoga teknikleri oldukça etkili araçlardır. Yeni anneler bebeklerinden uzak kalmanın huzursuzluğunu yaşamadan formlarına kavuşabilir, hem kendileri hem de bebekleri için faydalı bir çalışmayı bebekleri ile birlikte yapmanın mutluluğunu yaşayabilirler.